Şarkı Sözleri, Şarkı Sözlerim, Şarkılar

Chris Brown Autumn Leaves Türkçe Çeviri

Chris Brown Autumn Leaves Türkçe Çeviri

Chris Brown Autumn Leaves Türkçe Çeviri Şarkı Sözleri

[verse 1] [ Chris Brown]

If you leave this time I fear that you’ll be gone for good
Eğer bu sefer terkedersen, iyi birşeyler için gideceğinden korkuyorum
So I hold on like leaves in fall to what is left
Bu yüzden düşen yapraklar gibi tutunuyorum
Said her father left her young and
He said he’ll be back with that same tone
O babasının onu gençken bıraktığını ve aynı şekilde geri döneceğini söyledi
that you just said you’ll stay forever with
Bu senin sonuna kadar inanacağın şey

[Chorus:] [nakarat]
It seems that all the autumn leaves are falling
Bütün sonbahar yaprakları dökülüyor gibi
I feel like you’re the only reason for it
Bunun tek sebebi senmişsin gibi hissediyorum
All the things you do, all the things you do, all the things you do
All the things you do, all the things you do, all the things you do
Yaptığın her şeyle
It seems that you’re the only reason for it
Bunun tek sebebi sensin gibi görünüyor

[verse 2] [Chris Brown]
I’ve been bleeding in your silence
Sessizliğinde kanıyorum
I feel safer in your violence
Şiddetinde daha güvenli hissederim
I hold on like leaves in fall to what is left
Düşmek üzere olan yapraklar gibi dayanıyorum
Before I sleep I talk to God
Uyumadan önce Tanrıyla konuşurum
He must be mad with me, it’s coming
Bana kızgınmış gibi gözüküyor
I’m confused who’ll I’ll spend my forever with
Hayatımı sonsuza kadar kiminle geçireceğimden şüpheliyim

[Chorus] [nakarat]

[Kendrick Lamar] :

So the iceberg never broke
Buzdağı hiç kırılmadığından
And I poked at it and I poked at it and I poked at it
Ona vurdum vurdum vurdum
And I poked and I poked and I poked at it
Vurdum vurdum vurdum
But it stayed stagnant then I poked at it
some more, some more
Ama hala hareketsizdi sonra biraz daha biraz daha vurdum
And in my notepad, man I wrote and I wrote
Sonra notpadime yazdım yazdım
If I don’t have it, if I don’t grab it
Ona sahip olmasaydım eğer onu yakalamasaydım

If it don’t chip then a toe tag* is, one last
Eğer kırılmasaydı, sonra bir kimlik, son kez
I’mma hope, I’mma hope so iceberg don’t float
Umud ediyorum umud ediyorum, bu yüzden buzdağı suyun üzerinde durmuyor
If I do manage to do damage to you dammit
Eğer zarar verme işini yönetirsem, lanet edersin
It’d be grand as ten Grammies or my granny still standing
Bu 10 Grammy kazanmak kadar mükemmel olur ya da anneannemin hala hayatta olması kadar
With a note, a note that read “Granted, don’t you panic.”
Bir notla birlikte : eminim panik yapmazsın
When you make mistakes the most, the most
En çok Hatalar yaptığın zamanda
One day it’ll make you grow, you grow
Bir gün bunlar seni olgunlaştırır
When you outlandish and you lose manners
Uzak kaldığında ve davranışlarını kaybettiğinde
To God you shall consult, consult
Tanrıya danışmalısın, danış.
When the bright cameras are still cramming
Parlak kameralar yüzünde patladığında
In your face and it provoke, provoke
Kışkırt, kışkırt
You to act mannish, just stay planted
Erkeksi davranmak için kafan güzel olsun
Cause you reapin’ what you sow
Çünkü ektiğini biçiyorsun
Keep positivity in your heart and
Kalbinde pozitifliği koru ve
Keep a noose from ’round your throat and
Boğazının etrafında bir kement bulundur ve
When you get mad and when you poke at it
Sinirlendiğinde ona vur
When you poke it at just know, man
Ona vurduğunda bilirsin ki adamım
The iceberg is a reflection of you when you re-new your vision
Buzdağı görüşünün yenilenmesinin bir yansımasıdır
Just think if it had sunk Titanic, the fu*k it
Düşün eğer Titanic gömülü olsaydı ,
would do to a critic, my ni**a?
Bir eleştirin olur muydu adamım?
Yeah, yeah, tell me, when doves cry do you hear ‘em love?
Evet evet söyle bana güvercinler ağladığında onların sevgisini hissediyor musun ?
Do you hear hitsarkisozlerim.com ‘em love? Do you hear ‘em?
Sevgilerini hissediyor musun ? Hissediyor musun?
And if my ship go down tell me who will abort?
Eğer gemim batarsa söyle, kim durduracak?
And they won’t let me live even when remorse that I give
Pişmanlığı yaşamama rağmen yaşamama izin vermiyorlar
When it gon’ rejoice and forgive, tell me how I stay positive
Sevindiğinde ve affettiğinde anlat bana nasıl pozitif kalabilirim?
When they never see good in me
Ben de hiç iyilik görmediklerinde
Even though I got hood in me
İçimde vahşilik olmasına rağmen
Don’t mean he won’t redeem me, Lord!!
Bu , onun beni kurtarmayacağı anlamına gelmez . Tanrım !

[Chorus] [nakarat]

Yukarı